Her şeyinizin ve her şeyin bittiği yere kadar küçük serçeler gibi hayata emeklemeye devam edeceğiz. Meral Meri ... Do I have to know?
23 Şubat 2020 Pazar
21 Şubat 2020 Cuma
19 Şubat 2020 Çarşamba
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde / Güneşi Beklerken
Bu avluya sürekli yağmur yağıyor;
Güneş çok derinlerde saklanmış olmalı...
Atlasın üzerinde oyunlar hiç tükenmiyor;
Bazı yerlerin bağrı fena pörsümüş durumda...
İşte bak, gördün mü?
Bu bulvara'da bir sis dağı yerleşmiş;
Yağmur bile bu kirli havaları temizleyemiyor.
Ama akıllı bakışlılar görüyor...
Bunlar ev bark geçimlerinden değil,
Düpedüz açgözlülükten doğuyor.
Bundandır kafeslerin içinin hep kuş ölüleriyle dolması-
Bundandır duvarlara inen yumrukların acı çığlıkları...
Ve bundandır denizlerin çoğunun tuzlu olması,
İşte bak, gördün mü?
Güneşi beklerken yine kan sarhoşu olduk!
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde / Güneşi Beklerken
20-02.20. İst.
Güneş çok derinlerde saklanmış olmalı...
Atlasın üzerinde oyunlar hiç tükenmiyor;
Bazı yerlerin bağrı fena pörsümüş durumda...
İşte bak, gördün mü?
Bu bulvara'da bir sis dağı yerleşmiş;
Yağmur bile bu kirli havaları temizleyemiyor.
Ama akıllı bakışlılar görüyor...
Bunlar ev bark geçimlerinden değil,
Düpedüz açgözlülükten doğuyor.
Bundandır kafeslerin içinin hep kuş ölüleriyle dolması-
Bundandır duvarlara inen yumrukların acı çığlıkları...
Ve bundandır denizlerin çoğunun tuzlu olması,
İşte bak, gördün mü?
Güneşi beklerken yine kan sarhoşu olduk!
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde / Güneşi Beklerken
20-02.20. İst.
16 Şubat 2020 Pazar
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde /Gece Yürüyüşleri
Karanlıkta yürüyorum...
Hayır hayır, esrik falan değilim.
Ama yalnızca gece menekşeleriyle beraber olmayı seviyorum...
Onlar ki; saksılarını benim gibi terk ettiler.
Çünkü biliyorlardı;
Sevgiyi hak edenlerin ne denli az olduğunu...
Çünkü biliyorlardı;
Tembellerdi, dağınıklardı ve düzensizlerdi onlar...
Erdemlerinden yoksun ve ahlaklarından pek uzak.
Ama ne vardı onlarda?
Çokça zayıflık, çokça kusur...
Daima kanlarını sarhoş edip,
Kendilerini devamlı güneşle sevişiyorum sayıyorlardı.
Karanlıktı, rüzgarlıydı ve arıların sesleri berraktı...
Gerçekten de hiçbir şeyle karışıp bozulmuyordu.
Evet, bu sahiden de bir geceydi...
Fakat sadece yürümeyi sevenler için.
Meral Meri /Söğüt Ağacının Gölgesinde /Gece Yürüyüşleri
17.02.20. İst.
14 Şubat 2020 Cuma
11 Şubat 2020 Salı
2 Şubat 2020 Pazar
Meral Meri
Bugün diri diri yakılanların yerlerinde heykelleri vardır insanlığın...
Mezar taşlarında "En inançlımız ve en akıl sahibi olanımızdı, o ve onun gibileri" diye yazılmıştır.
Bunu derler ateşi elinde, zincirleri dilinde, putları cebinde olanlar.
Ve gerektiğinde asıl kuklacılarını linç edemeyen o mahlûkatlar!
Meral Meri
#Engizisyon
#OrtaDoğu
#BatıAvrupa
Meral Meri / Senin Gerçeğin Ve Yüzleşebildiğin Kadardır Coğrafyan
Ayaklarını seven dilenci,
Elektrik panosuna yaslanmıştı.
Karton bardağı önünde duruyordu.
Gelen geçen insanlar onu görmüyordu bile
O da zaten önündeki bardağı değil, yalnızca çıplak ayaklarını görüyordu.
Tam karşısında bir çocuk vardı dilencinin;
Dilenci, çocuğu görmüyordu.
Çocuk da dilenciyi görmüyordu.
Zaten herkes bir şekilde birilerini görmüyordu...
Ya da bir şekilde birilerini görüyordu bu coğrafyada.
Çocuk birden "Görünmek istiyordum!" diye haykırdı.
Aldı eline bir plastik yoğurt kovasını, iki de çubuk...
Başladı çalmaya; iki çubuk darbesi plastik kovaya indi "Güm,güm!"
Bir çubuk darbesi boş mermer zemine "Güm!"
Gümledi durdu ortalık ve yineledi çocuk sesini:
"Bu taze bir sestir; işitmeyen, görmeyen kalmasın bunu!" dedi.
Zaten herkes bir şey derdi bu coğrafyada...
Örneğin:
Türkiye'deki sığınmacıların toplumdaki rahatlığı bambaşka, olduğunu...
Kapkaççıların özellikle yalnız insanları gözüne kestirdiklerini.
Nitelikli hırsızlığın soruşturulması ve kovuşturulmasının aktif olduğunu.
Çin'de başlayan Corona (Korona) virüsün belirtileri nedir acep, ne durumda ola ki?
Ve karaborsaya düşen filtreli ve cerrahi maskelerinin durumunun ne olacağı?
Kamu binalarındaki engellilere ayrılmış olan tuvaletlerinin bazısında neden temizlik ürünleri ve alet edavatlarıyla dolup- oraları neden tıkıştırdıklarını?
Ve bazı işletmelerin, tuvalet kapılarında neden şifreli kodların olması gerektiğini?
Ve gene bazı kırtasiyelerde siyah -beyaz bir kağıt parçasına bile, fotokopileri çektirme karşılığı olarak, neden bir tl.ödüyoruz? demeleri gibi...
Akıp giderdi sorular yumağı bu coğrafyada...
Yine meselâ:
"Gürültüden zevk alan işyerleri ve komşuların yaptığı gürültü kirliğini doğal bulmalarını, nasıl değerlendiriyorsunuz azizim?
Herlade bu kişilerin "Kabahatler Kanunundan" bihaber olarak "Kişilerin huzurunu ve sükununu bozma suçunu" dünyada duymamışlardır gibi...
Ve yine sokak müzisyenlerinin kostümlerine, söylev tarzlarına şaşırıp; arkadaşına dönüp dönüp, fiskos edip, aralarında gülüp gülüp, müzisyenlere bakmalarına
ve kaldıkları yerden gene devam edip, kıs kıs gülmelerine değin, soruların akıp gitmesi devam ederdi bu coğrafyada...
Ve tekrar sözgelimi:
Kilisedeki bir müslümanın, Hz.İsa'ya atfedilen heykeli önüne gelip; onun ruhuna bir fatiha duası okumasını...
Ortadoğu, için yapılan yüz yıllık planlarlar gibi, daha nice şeyi söylerdi bu coğrafya.
Nitekim bütün bunlardan uzak yaşayan o adamın çıplak ayakları bunları bilmezdi;
Çünkü o çıplaklığın dilencisiydi.
Ve o taze çocuk; yokluğun soğuk rüzgarlarını kabul etmemeye karşı dimdik dururdu; umutla ve mutlulukla orada.
Dediğim gibi; zaten herkes her şeyi bilir ve derdi alenen bu coğrafyada...
Meral Meri / Senin Gerçeğin Ve Yüzleşebildiğin Kadardır Coğrafyan
02.02.20. İst.
Elektrik panosuna yaslanmıştı.
Karton bardağı önünde duruyordu.
Gelen geçen insanlar onu görmüyordu bile
O da zaten önündeki bardağı değil, yalnızca çıplak ayaklarını görüyordu.
Tam karşısında bir çocuk vardı dilencinin;
Dilenci, çocuğu görmüyordu.
Çocuk da dilenciyi görmüyordu.
Zaten herkes bir şekilde birilerini görmüyordu...
Ya da bir şekilde birilerini görüyordu bu coğrafyada.
Çocuk birden "Görünmek istiyordum!" diye haykırdı.
Aldı eline bir plastik yoğurt kovasını, iki de çubuk...
Başladı çalmaya; iki çubuk darbesi plastik kovaya indi "Güm,güm!"
Bir çubuk darbesi boş mermer zemine "Güm!"
Gümledi durdu ortalık ve yineledi çocuk sesini:
"Bu taze bir sestir; işitmeyen, görmeyen kalmasın bunu!" dedi.
Zaten herkes bir şey derdi bu coğrafyada...
Örneğin:
Türkiye'deki sığınmacıların toplumdaki rahatlığı bambaşka, olduğunu...
Kapkaççıların özellikle yalnız insanları gözüne kestirdiklerini.
Nitelikli hırsızlığın soruşturulması ve kovuşturulmasının aktif olduğunu.
Çin'de başlayan Corona (Korona) virüsün belirtileri nedir acep, ne durumda ola ki?
Ve karaborsaya düşen filtreli ve cerrahi maskelerinin durumunun ne olacağı?
Kamu binalarındaki engellilere ayrılmış olan tuvaletlerinin bazısında neden temizlik ürünleri ve alet edavatlarıyla dolup- oraları neden tıkıştırdıklarını?
Ve bazı işletmelerin, tuvalet kapılarında neden şifreli kodların olması gerektiğini?
Ve gene bazı kırtasiyelerde siyah -beyaz bir kağıt parçasına bile, fotokopileri çektirme karşılığı olarak, neden bir tl.ödüyoruz? demeleri gibi...
Akıp giderdi sorular yumağı bu coğrafyada...
Yine meselâ:
"Gürültüden zevk alan işyerleri ve komşuların yaptığı gürültü kirliğini doğal bulmalarını, nasıl değerlendiriyorsunuz azizim?
Herlade bu kişilerin "Kabahatler Kanunundan" bihaber olarak "Kişilerin huzurunu ve sükununu bozma suçunu" dünyada duymamışlardır gibi...
Ve yine sokak müzisyenlerinin kostümlerine, söylev tarzlarına şaşırıp; arkadaşına dönüp dönüp, fiskos edip, aralarında gülüp gülüp, müzisyenlere bakmalarına
ve kaldıkları yerden gene devam edip, kıs kıs gülmelerine değin, soruların akıp gitmesi devam ederdi bu coğrafyada...
Ve tekrar sözgelimi:
Kilisedeki bir müslümanın, Hz.İsa'ya atfedilen heykeli önüne gelip; onun ruhuna bir fatiha duası okumasını...
Ortadoğu, için yapılan yüz yıllık planlarlar gibi, daha nice şeyi söylerdi bu coğrafya.
Nitekim bütün bunlardan uzak yaşayan o adamın çıplak ayakları bunları bilmezdi;
Çünkü o çıplaklığın dilencisiydi.
Ve o taze çocuk; yokluğun soğuk rüzgarlarını kabul etmemeye karşı dimdik dururdu; umutla ve mutlulukla orada.
Dediğim gibi; zaten herkes her şeyi bilir ve derdi alenen bu coğrafyada...
Meral Meri / Senin Gerçeğin Ve Yüzleşebildiğin Kadardır Coğrafyan
02.02.20. İst.












