Siyaset

Siyaset
"Bir adamın herkese benzememesi için her şeyin yapıldığı bu aptal dünyada; herhalde imkansız diye bir şey yoktur gerçeğine sarılanlara da, düşmanca bakmak o derece abes kaçacaktır." Meral Meri
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2015 Perşembe

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Ne güzel beydir yoksulun kapısındaki bey; ne kötü yoksuldur beyin kapısındaki yoksul."
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

dipnot:
Fîhi Mâ Fîh : Arapça sözcük karşılığı "ne varsa içindedir" manasına gelen, anlam karşılığı ise "ne varsa onun içinde var" veya "ne varsa onda var"a gelen.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Söz, gerçeğin gölgesidir, parça-buçuğudur.
Gölge çekerse gerçek haydi-haydiye çeker.
Söz bahanedir; insanı insana çeken can bağdaşmasıdır, söz değil.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Birisi yüz binlerce mucize görse, söz duysa, kerametler seyretse kendisinde o peygamberle, yahut o erenle bir can bağdaşması yoksa fayda etmez.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Saman çopünde kehlibarla birazcık can bağdaşması olmasa hiç mi hiç kehlibara gitmez.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Herşeydeki cinsin cinsiyle bağdaşması gizlidir, gözle görünmez.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Herşeyin hayali, insanı o şeye çeker.
Bağ-bahçe hayali, insanı bağa-bahçeye çeker, dükkân hayali dükkâna.
Fakat bu hayallerde düzenler de gizlidir.
Görmüyor musun ki filân yere gidersin, pişman olursun, hayır sanmıştım amma dersin, değilmiş.
Bu hayaller, örtüdür, âdeta; örtü ardında birisi gizli. 
Hayaller ortadan kalktı da gerçekler hayal örtüsü olmadan yüz gösterdi mi kıyamet kopar orda.
Hal böyle olunca da pişmanlık kalmaz. Seni çeken her gerçek odur, başka şey de ondan başka değildir, seni çeken gerçeğin ta kendisidir. "O gün, gizli şeyler meydana vurulur."
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Bu sözün de yeri mi ki söylüyoruz.
Gerçekte çeken birdir, fakat sayılı görünür.
Görmez misin ki bir adam yüz şey ister, çeşit-çeşit dileklerde bulunur.
Tutmaç isterim, börek isterim, helva isterim, kalya isterim, meyva isterim, hurma isterim der.
Bu istek, sayı gösterir, sayıyı dile getirir amma temeli birdir, temeli açlıktır, o da birdir. Görmez misin?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

İnsanın, ayırdetme kabiliyetini garezlerden arıtması, bir din dostu araması gerek.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Din, dostunu tanır amma siz ömrünüzü ayırdetme kabiliyetinden mahrum bir halde geçirdiniz de onun da ayırdetme kabiliyeti arıklaştı, din dostunu tanıyamıyor.
Sen, ayırdetme kabiliyetinden mahrum olan şu bedeni besledin.
Ayırdetme, bir huydan ibarettir.
Görmüyor musun?
Delinin de bedeni var, eli-ayağı var, fakat ayırdetmesi yok. 
Her pis şeye el atıyor, tutuyor, yiyor.
Ayırdetme, şu görünen bedende olsaydı pisi tutmazdı.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Hâsılı bildik ki ayırdetme, lâtif bir anlamdır, o da sendedir.
Sense gece-gündüz, şu ayırdetme kabiliyetinden mahrum olan bedeni beslemeye koyulmuşsun; bu, ancak bununla olur diyorsun; halbuki bu da onunla olur.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Umut, eminlik yolunun başıdır.
Yola gitmiyorsan bari yol başını gözle.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh

Eğrilikler yaptım deme, doğruluğu tut sen, hiçbir eğrilik kalmaz.
Doğruluk, Musa'nın sopasına benzer, o eğriliklerse büyüler gibidir.
Doğruluk geldi mi hepsini yer-gider.
Kötülük ettiysen kendine ettin, senin cefan, nerden ona erişecek?
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -Fîhi Mâ Fîh