Siyaset

Siyaset
"Bir adamın herkese benzememesi için her şeyin yapıldığı bu aptal dünyada; herhalde imkansız diye bir şey yoktur gerçeğine sarılanlara da, düşmanca bakmak o derece abes kaçacaktır." Meral Meri
Haziran Kağıtları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haziran Kağıtları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Meral Meri /Haziran Kağıtları /Endülüs Aşıkları

Işık süzülmüştü gece doğunca
Daracık taşlı sokaklara
El hamra'da bir gitarist
Şarkısını çoktan göğe çıkartmıştı bile
Şair adına mavi sürülen çiçeklerden
Şiirler yazardı miskin duvarlara...
Nazlı'dan tut da Necmiye'lere
Osman'dan  tut da Ahmet'lere
Yaşardı ışık süzülünce geceye
Ve çocuklar -çocuklar gerçeklerle büyürdü
Sürülen buğday tarlalarında
Kargalardan önce tohumları toplayan toprak gibi
Yeşerirdi gün yüzüyle buluşan gerçekler;
Ondandır ya zaten çiçeklerin hep mavilere sürülmesi
Şiirlerin ise duvarları yıkması
Şimdi aşk Endülüs'te ayık gezen bir çocuktu...
Şarkılarını sarhoş edip şiirlerini de uyandıran.

Meral Meri /Haziran Kağıtları /Endülüs Aşıkları

15.07.19.İst.

8 Haziran 2019 Cumartesi

Meral Meri /Haziran Kağıtları / Kopartılan Kanatlar


Bir başınaydı bu çetin yolculuk;
Rezilce yaşamaya karş duranlara.
Karanlığın cellatları ise hiç durmadan kurşunlarını sıkıyordu.
Adalet ise kan kaybediyordu.
Köpeklerin havlamasından,koklamasından...
Taşlara çarpa çarpa düştü kayalıklardan-
Balçığa bulandı yolcu.
Kan aktı, gömlek yırtıldı,ayaklar çıplak...
Gece karanlıktı; meşaleler yakıldı,sesler yükseldi:
"Şuraya da bakın,buraya da bakın!" sesleri yankılandı.
Akdenize döküldü Seyhan'ın çırpınışları.
Pamuklar kan, topraklar tapusuz, ağalar paralıydı.
Kirlenirdi elleri adaletsizlik karşısında.
Yolcu; tırmanırdı,sürünürdü elbet gecenin karanlığında.
"Şuraya da bakın,buraya da bakın!" sesleri yankılandı yeniden.
"Ne bu parmaklıklar...
Ne sınırdaki o taş...
Ne bu putlar,
Nedir o inançlar?
Ne de bu idamlar...
Anlatamaz bu çetin yolculuğu!" Bir ağaç gövdesine dayayıp sırtını-
Soluklanınca yolcu- sorguladı allanmış pullanmış,
Ortalığa saçılmış şu rezil yaşamı.
Her yer o vakit alev alev yanıyordu;
"Yine kundakladılar bizi!" dedi, yolcu...
Bütün çirkinlikleri öldürürcesine.

Meral Meri /Haziran Kağıtları / Kopartılan Kanatlar

08.06.19.İst.

1 Haziran 2019 Cumartesi

Meral Meri/Haziran Kağıtları / Dinle Ve İzle Fakat Seyirci Kalma


Hareketsizliğine aldanmazdı canlılık;
Dans eden bir kol-koldaki o yaprakları görünce...
Durabilirdi ancak o an birkaç saniye için;
Uyanışına doğanın tanıklık etmek adına.

Meral Meri/Haziran Kağıtları / Dinle Ve İzle Fakat Seyirci Kalma

02.06.19.İst.

7 Ocak 2019 Pazartesi

Meral Meri/Haziran Kağıtları /Eller Mağarası

Bu benim hikayem deyip
İçine alıp birleştiren eller gördüm;
Sevgiden başlayıp çoğalan aziz eller.
Kömür rengiyle aynı nefesi alırken-
Kiraz ağaçları diken,
Kuşları kafeslerden çıkaran ellerdi onlar.
Dirençli ve selam dolu...
Bahara kendilerini adamış
Çocukların hayalleriyle süslü-
Size gelecek veren miraslardı bunlar.
Kırmızı ve siyahın yan yana yürüdüğü,
Selam ve sevgi dolu eller...
Üşümek ve sonra ısınmak gibi, insanlardı onlar.

Meral Meri/Haziran Kağıtları /Eller Mağarası

08.01.19.İst.

6 Ocak 2019 Pazar

Meral Meri/Haziran Kağıtları / Sarıkamıştan Dünyaya

Böylesi bir uzaklık doğrusu yok olmayı hiç beceremiyor
En ağır hükümlü gibi uzaklaşmış o özgürlüğe tabi oluyor
Ne dereceye geldiğimin önemli olduğu o noktayı ilk keşfettiğim de
Şu nehirler bu nehirlere akmayı asla yitiremeyecektir.
Fakat taşabilirler kendilerinden ta öteye
Çünkü yüz yüze- göz de göze doymaz a,balım!

Meral Meri/Haziran Kağıtları / Sarıkamıştan Dünyaya

2 Kasım 2018 Cuma

Meral Meri /Haziran Kağıtları / İşgal Edilen İnsanlık

Adi bir şerefsiz çocuğuydu onların kanı
İliklerine değin lağım fareleri olmuşlardı
Tırmandıkça düşdükleri tek delik ise kendi atıklarının içinde eskiye eskiye,yüzmeleriydi
Karşılaşacakları bir savaş meydanı dahi yoktu
Kovulan iyiliklerin boynunu kıran bir merdiven boşluğu gibi
Sessiz bir haykırış
Bir inilti
Duyumsanan bir sancı gibi
Zamanla azalmaya solan bir hükümdardı kendileri
Aşkın haz mevsimi bunların yanında devede kulak kalırken
Gösterişe ek bir parça kumaşa saygı denirken
Rahatlığın vermiş olduğu raksın cilvesini toplarken
Büyük bir sömürü nefes yutacak kadar büyürken
Adi bir şerefsiz çocuğuydu tabii ki onların kanı!

Meral Meri /Haziran Kağıtları / İşgal Edilen İnsanlık

03.11.18.İst.

17 Nisan 2018 Salı

Meral Meri /Haziran Kağıtları / Altın Otu

Bir yerlerde kaybolmuş bir şiirin izini arayan bir gün ışığı oldum.
Bir ipin ucundan koşan bir düğüme değil,eğlenebilen bir kedicik oldum.
Bir ağacın yıkılan evinin yasını tutarken bir kalemin de serveti oldum.
Nasıl oldum:
Yaşama en sevdiğim sevgilime dokunur gibi,
Hiç bocalamaksızın sarıldım.
Bu aşk gece karanlıkta ıslık çalıp yürümeye çok benzerdi...
Nasıl benzerdi:
Coşkuyu, özgürlüğü, huzuru yeni doğmuş bir bebeğin umudunda bulmak ne kadar doğalsa
O kadar tebessüm ederdi benim hürriyetim.
Ancak ezinçsiz diyemem.
Nasıl diyemem:
Kaybolmuş o şiirin izini ,o ağacın yıkılan evini- düğümlere bakarken kafesini atan o insanı yanımdan hiç ayıramam;
zira bu kadar tebessüm ederdi benim yapay hürriyetim...


Meral Meri /Haziran Kağıtları / Altın Otu

18.04.18.İst.