Siyaset

Siyaset
"Bir adamın herkese benzememesi için her şeyin yapıldığı bu aptal dünyada; herhalde imkansız diye bir şey yoktur gerçeğine sarılanlara da, düşmanca bakmak o derece abes kaçacaktır." Meral Meri
düzyazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düzyazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2021 Perşembe

Meral Meri/ Kitap Hastanesi / İnsan

 Kirpiklerinin ucundan akan o ihtişamlı sessizliğe bir övgüdür bu.

Kararlı ,onurlu, samimi bu sonsuz yürüyüşe, selam olsun.

Geride kalmış, ama hala çok taze tüm acılara, şu anın içindeki bu yangınlara, geleceğe dair mavi umutlara, selam olsun.

Savaşın hazin izlerini saranlara, kayıplarını dostlukla ve kardeşçe yâd edenlere, yeni doğum yapan yeşil annelere, selam olsun.

Sancısını , ağrısını, sızısını bir pencerenin kenarına iliştirenlere ve bir çiçeğe aşkı tarif edenlere, selam olsun.

Bu hepimizin muhteşem yalnızlığından yükselen o sonsuz insanlığa sarılanlara da, selam olsun.

Kır çiçekleri arasında, bir vadide dolaşırken; o bölünen, o çıkartılan ve sonra yeniden toplanan geleceğe de, selam olsun.

İnsanız; yaşadıklarımızla kendimizi tanıyabildiğimiz kadar hayal kurabiliriz...

Kirpiklerinin ucundan akan o ihtişamlı sevgiye doğru.


Meral Meri/ Kitap Hastanesi / İnsan


12.11.21.İst.


19 Kasım 2020 Perşembe

Meral Meri/Eski Yel Değirmeninden Notlar / Çürük Hasatlar

 Her gün yapılan haksızlıklara boyun eğen insanlar; kavgadan ve ölmekten veya öldürmekten korkuyorlardı.

Elbette onaylanacak şeyler değildir bunlar.

Öte yandan insan düşünüyor bir sorunu çözmek için: Neden kavga etmem gerekiyor, neden ölmem gerekiyor ve neden öldürmem gerekiyor?

İnsanlar sorunları çözmenin bunlar olduğuna inanmalarının tek gerçeği elbette kendi pasif ürünlerinin bir sonucuydu.

Ne demektir bu? İnsanlar her şeye gerektiği zaman- gerektiği ölçüde müdahale etmediklerinde; büyük, çirkin ve çürük hasatlar elde edebilecekleri bir tarlaya sahip olurlardı.

Bu geç idrak sonucunda büyük -devasa sorunları çözmek için; kavga, ölmek veya öldürmek sonucunu elde ederlerdi.

Ve işin sonunda bunları yapmak her şeyi çözmediği gibi zaten çoğunlukla da yapılmazdı.

Öte yandan "zaten yapılmamalıdır" sonucu herkesçe kabul edilebilir bir gerçektir.

O halde şunu diyebiliriz; neden sorumluluk sahibi olmadan bu dünyada bir hayvandan daha aşağı yaşıyorsun ey insan?

Bazı insanlar eminim şöyle diyecektir: Dünya keyfiyet yeri değildir, elbette sıkıntılar (MUSÎBETLER) yaşayacağız vs.

İnsanların çoğu her zaman bahanelere sarılarak yaşamayı irade sayabilir. Veya bunu bir kader olarak niteleyebilir.

Allah insanlara akıl vermiştir. Bu aklı siz dünyanın içine edin diye vermemiştir.

Kısacası; dünya sizin gibi sorumsuzlardan usandı artık!


Bugün yapılan her sorumsuz davranış kuşkusuz bugün beni yarın ise sizi bulacaktır.


Meral Meri/Eski Yel Değirmeninden Notlar / Çürük Hasatlar



7 Nisan 2020 Salı

Meral Meri / Mavi Masalımın Yeşil Kırıntıları /Güneş


Kendini bütün bir pasta olarak sunarsan, oyundan atılırsın.
Çünkü insanlar gerçekleri saydam görüntüleriyle görmekten değil,
Onları karanlık bir gecede yükselen ve değişimlerini hiç çekinmeden sunan ay'ın biçimlerini talep ederler.
Ve bunun adına da yaşamın kuralları derler...
Bir diğer deyişle ise kazanmaktır adı.
Ama bana sorarsanız beş veya on yılda bir denk gelen gerçek kişilere...
Pastayı bilmem ama, birileri çıkıp "bu gezegen için her gün doğan bir güneş de var ama" demeyi bilmeli insan, diye düşünmeyi...
Ve onu bizzat uygulamayı seviyorum.
Çünkü yüz yıl yaşayacakmış gibi değil, ya da gereksiz kural ve sınırlarla yaşamın bir oyundan çok daha fazlasını hak ettiğine inanıyorum.
Çünkü kazanmak ya da kaybetmek gibi saçmalıklara zaman harcamayı reddediyorum.
Öte yandan da şöyle düşünüyorum: Evet, ben bir bütün olarak değil,  parça parça bir araya gelen ve büyüyen bir kişiyim, bu doğru.
Fakat öte yandan da çelişkiye inanan biriyim.
Kısacası; sen yapabiliyorsan- herkes yapabilir...
Yani hayat kısa ve ben bugün yine güneşliyim.
Yaşasın çelişki ve yaşasın güneş!

Meral Meri / Mavi Masalımın Yeşil Kırıntıları /Güneş

08. 04.20.İst.

14 Kasım 2019 Perşembe

Meral Meri /Eski Yel Değirmeninden Notlar /Kirli Dosyalar Yakında Açılacak

Etrafta dolaşıp duran kırmızı bir hayalet var; bazen sık sık renk değiştirse de bu onun kırmızılığından ödün verdiği anlamına gelmiyor.
Bazen açıkça ne istediğini gündüz ışıkları altında sunuyor ve bazen de karanlık gecelerini uyandırmayı tercih ediyor.
Yine de dünya kuruldu kurulalı o tahtına oturan bir kral olarak tanıtmadı hiç kendini bizlere.
O dolaşıp duran kırmızı bir hayalet olarak aramızda olmayı tercih etti.
Bazen yeişil bir elbisel giydi, bazen mavi ve bazen de sarı...
Renklerin önemi yoktu; ona göre hepsi aynı kapıda biriken bir bukalemundu...
Yeri gelince kendini gayet iyi saklayabiliyordu, yeri gelince de gece kâbus görmüş gibi yüzümüze karşı haykırmayı
bir kral adeti olarak sunmaktan hiç geri kalmazdı.
O bir kral tacı takardı her zaman, bir tahtın daimi vârisiydi.
Dolaşıp dururdu aramızda hiç yorulmadan, adına kırmızı derdi;
Çünkü kan dökmeyi severdi, servetinin oluşması için ona göre bu vazgeçilmez bir kuraldı.
Ama yine de en çok sevdiği renk petrol rengiydi.
Neden bilmem, bunca renk içinde yine de hep üşüdüğünü iddia eder ama hiç durmazdı.
Etrafta dolaşıp duran kırmızı bir hayaletti o...
Bizi sık sık ziyaret eden.

Meral Meri /Eski Yel Değirmeninden Notlar /Kirli Dosyalar Yakında Açılacak

15.11.19.İst.

22 Ekim 2019 Salı

Meral Meri/Eski Yel Değirmeninden Notlar / Sıfırın Altında


Bu dünyanın sorunu şuydu: Kendi ölülerinden sadece ölü oldukları için onlardan medet ummalarıdır.
Eğer aksi olmuş olsaydı kurulan diyalogların ne kadar sağlıklı ve yarar sağlayıcı olduklarını görebilirlerdi.
Ve şanslılarsa (Ki şans diye bir şey yoktur) onların içinde gerçekten gerçeklerle nasıl iyi geçinebildiklerini görebilir ve öğretebilirlerdi.
Ama bizler bunların aksine yön olan başlangıcın nasıl bir yer olduğundan habersiz...
Her gün boğaz boğaza geldiğimiz o anlamsız kargaşanın gelip bizlere bir dünya bahşetmesini umarak
Ve hatta ona bizzat bel bağlayarak yaşamaktan söz edip duruyoruz birbirimize karşı.
Peki asıl o ismi,yani o "Yaşamak, adını daha önce ve şu anda ve gelecek için hiç duydunuz mu, duyacak mısınız,
ve duyuracak mısınız onu?" Buna kendi adınıza cevap vermeniz önce kendinize karşı, sonrada başkalarına karşı
ne kadar cesur, ne kadar doğru ve ne kadar onların değil, kendi gerçeklerinizle yaşamın kimliği işte budur
ve bu olmalıdır derseniz...
Biliyorum, yok olacaksınız. Ve ölülerden medet umacaksınız. Ama sonra ölüleri rahat bırakmanız gerektiğini
çok iyi ve ağır bir biçimde anlayacaksınız.
Belki de anlamanızın zamanı gelmiştir, belki orası sıfırın altında elli ya da altmış derecedir...
Bu kimin umurunda, yeni bir yol,sonsuz bir başlangıç temelini siz atmış olacaksınız.
Bu neden şimdi buradan başlamasın ki?

Meral Meri/Eski Yel Değirmeninden Notlar / Sıfırın Altında

22.10.19.İst.

8 Mayıs 2019 Çarşamba

Meral Meri ~ Kahire'de Büyümek


Çocukluğum uçurtmalar yapardı benim, Kahire'nin damlarına.
Sarı fırtınalar kopardı haftada bir,sonra başımın üstüne konar-
Sonra yine göçüp giderdi Gize'nin etekleri altına.
Çok sonra seyyah olan bir deve bile tanımıştım;
O da çocukluğumun dedesiydi benim,
Kahire'nin camiilerine hiç yorulmadan buluşmalar taşır -dururdu.
Ağır ağır ,fersah fersah, huşu içinde gezgin bir dedecikti o.
İskenderiye'den Nil'e uzanan çocukluğumun uçurtmaları bugün bile hala sarıdır...
Masmavi cennetin içinde saklı olan çocukluğum-
Yalansız benimdir...
Ve o şimdi Afrika'nın ağabeysidir.

Meral Meri ~ Kahire'de Büyümek

16 Mart 2019 Cumartesi

Meral Meri/ Eski Yel Değirmeninden Notlar /Şimdi Ya Da Hiçbir Zaman


Kaldıramayacakları gerçekleri reddeden bir dünya yaratmış olamazdı Tanrı-
Hayır, Tanrı susmuyordu.
Ve insanları dilsiz, sağır, kör ,en önemlisi ruhsuz yaratmamıştı...
Aksine görüntü tam ama daima aldatıcıydı.
Buna rağmen umut sonuna kadar bize eşlik ederdi...
İnsanlar bu yüzden içsel konuşanları duyar, görür ve ruhları özgür yaşardı;
Çünkü istedikleri her şeyi orada- içeride yoluna koyarlardı...

Meral Meri/ Eski Yel Değirmeninden Notlar /Şimdi Ya Da Hiçbir Zaman

24 Şubat 2019 Pazar

Meral Meri /Mavi Masalımın Yeşil Kırıntıları / Kırmızı Bereli Yeşil Hırkalı Kıza


Sana böyle baktığım zaman aşkın inancını düşünürüm hep; çünkü sen bana o küçük kelebeklerin o ilk günkü heyecanlarını ve mutluluklarını hatırlatıp da onlar gibi beni yaşatan tek insanımsın.
Ve seni her üzgün gördüğümde ise tıpkı yaşlanmış bir bebeğin ruhundaki o sevdiği şeyleri tutkuyla koruyup kollarken onları var gücüyle savunurken bulurdum yine de seni.
Ve bunlar -bunlar da beni çok mutlu ederdi.
Çünkü sen hayatımda tanıdığım en canlı en içten en sevilesi mutluluk ve gözyaşının anlam ve değeriydin.
Evet, işte tam olarak bunları söylemek istemiştim ve sanırım sonunda da söyledim...
Söyledim değil mi?

Meral Meri /Mavi Masalımın Yeşil Kırıntıları / Kırmızı Bereli Yeşil Hırkalı Kıza

17 Ekim 2018 Çarşamba

Meral Meri/ Eski Yel Değirmeninden Notlar /Günün Bitimi Biraz Zaman Alabilir


Kazandığımızı sandığımız birçok şeyin
Aslında bir başkasının baharını çiçeklendirdiğini düşünmüşümdür hep...
Bunun olasığını açıklamak da zor değildir,
Örneğin kaldırım taşları...
Bir koleksiyon olması için toplanmış sanılır, ama onları bir ev için toplamışsınızdır...
Ayrıca bu birikimleri bir bütün olarak da bir evin içinde hayal etmek de zor değildir.
Kimine göre de sıradışıdır bu.
Ve bazısı içinse o ayrılan çiftlerden birinin mirasıdır da-
Başka hiçbir izi yok; o sabahları çayı iki şekerli ya da filtre kahve içerdi,
Makarnadan nefret eder, pazartesilerini de öperdi...
Tatil günlerinde yaz -kış mısır patlatır,çoraplarını da bir hediye çuvalı olarak görürdü gibi şeylerle hatırlamazsınız onu...
Çünkü bunları çoğumuz yapardı...
Tıpkı "seni seviyorum ve senden nefret ediyorum"u herkesin eşit ve ölçüsüz ama doğal olarak algılayıp -kavradığımız gibi...
Terk edilen bir erik ağacı ile tanıştım dün; bu sabah ise bir kaldırım taşının bir lunaparka aşık olduğunu ama hiç yan yana gelmediğini öğrendim...
Fakat bana göre bunlar hiç de olağandışı şeyler değil, hatta çok sıradan ve doğal ...
Ben kaldırım taşlarını ve lunaparkı düşünürken- bir başkası ise şu anda bir portakal çiçeği ile öpüşüyor olabilirdi...

Meral Meri/ Eski Yel Değirmeninden Notlar /Günün Bitimi Biraz Zaman Alabilir

18.10.18.İst.

7 Haziran 2018 Perşembe

Meral Meri /Salyangozdaki Yosunlar /Bu Platformda Kayıp Parça Desteği Var


Ne kadar çok parçalara bölündünse onun ardında olan şeyin adı gerilemedir
Eğer şimdi bölünmenin son çeyreğindeysen bu duraksamadır
Ve işin sonunda hala bulmacanın parçaları yan yana gelme cesaretinde değilse
Bu da yükselmenin altyapısıdır
Endişe edip pes etmeni istemem; kendini olabildiğince kirletmeni isterim
Ki taşın aldında eller çoğalsın
O taş ki canlıdır- canlı olan her şeyse sabır,sevgi ve emek bekler
Biliyorum, havalar çok ısındı, biliyorum, bayılıp -ayılanlar da oluyor
Biliyorum, ölüm de hep unutuluyor en vazgeçilmez zamanlarda
Ama işte..bir dengenin beşiği var önünde
Biz başlangıcı yaymak için gelmiş değiliz
Biliyorum,çünkü canlıyım hala
Canlı olan her şeyse sabır,sevgi ve emek bekler
Ne kadar çok parçalara bölünsen
O kadar hamsın
O kadar çeyrek
O kadar duraksama
Ve o kadar da kirlisin
Biliyorum mayıs şekersiz
Haziran tuzlu
Temmuz umutlu
Ve ağustos şekerli
Ama işte ..bir dengenin beşiği var önünde
Biz başlangıcı yaymak için gelmiş değiliz
Biliyorum,çünkü canlıyım hala
Biliyorum, çünkü kirlenmek güzeldir
Böylece hiçbir başlangıçla sınırlamazsın kendini
İzlemen, izletmen ve yükselmen dileğiyle
Sakin ve ihtiyatlı; aynı zamanda da bir mucizeyle kal
Çünkü sen hala canlısın
Bu yüzden toplanmak güzeldir ya zaten...

Meral Meri /Salyangozdaki Yosunlar /Bu Platformda Kayıp Parça Desteği Var

07.06.18.İst.

23 Nisan 2018 Pazartesi

Kalabalıkların doğruları sizi yok ediyorsa ve deniliyorsa ki:
Bunca kalabalığa karşın senin cılız doğruların mı, hükümdar olacak bize, denildiği zaman yapman gereken tek şey
ama tek şey her ne olursa olsun -ne pahasına olursa olsun kendi devrimini güçlendirmek olacaktır.
Bu seni kötü ve yalnızlaştırmaz, o korkuyu salacaklardır hayatına ama asla bu seni kimsesiz yapmaz.
Çünkü zaten öyleymişsindir onlara göre- oyuncular oyunu oynar ve perdeyi indirir.
Bu korkuları ,bu onlarlaşmayı ,bu onlar doğrularını boş vermeli ve önüne bakmalısın...
Düşünsene bi kurtlarla kuzuları öğrenmiş ve önemsemiş bir dünya sence ne kadar kurttur ne kadar kuzu.
Düşün ki; ortada yoksun ama varmışsın gibi,sana sürekli her fırsatı değerlendirip saldırıyorlar;
Sen ne yapacaksın, kalıp izleyecek ya da susacak ya da en iyisi patlayacak ve en sonunda da haklıyken haksız duruma düşeceksin, hem de kimler için,
seni hiç tanıma zahmetine dahi girmeden hatta buna katlanamayanlar için mi?
Yapman gereken tek şey ama tek şey her ne olursa olsun -ne pahasına olursa olsun kendi devrimini güçlendirmek olacaktır.
Biliyor musun, aşağılık insanoğlu her pisliği yaparken ve bunu gayet doğalmış gibi yaparken, bir de geçip seni hiçe sayarken sana insanlık ve medeniyet taslar.
Yapman gereken o tek şeyin içinde bir sürü kalabalığı bırakıp önüne bakıp, kimseye bir şey ispatlamak zorunda olmaksızın
çarpıklaşmayı reddederek; içindeki şefkati ,sevgiyi,iyiliği kaybetmeden var olmak olacaktır.
Çünkü insan inandığı gibi değil de yaşamak zorunda bırakıldığı çirkinliklerle yaşarsa ve buna da mahkûm edilirse ,
kim diyebilir ki; orada gerçekten de bir doğru ,bir insanlık,bir gelecek vardı?
Bunu hakikatli bir insanlık diyemez; dese dese ancak ve ancak zorbalık derdi!

Meral Meri/ Kitap Hastanesi / Kim Olduğum Beni Nasıl Davrandığım Da Sizi İlgilendirir

23.04.18.İst.

10 Mart 2018 Cumartesi

Meral Meri /Salyangozdaki Yosunlar /Düşüş

...
Sana demiştim her şeyin açıklaması vardır, en çirkin kötülüğün bile bi açıklaması var...
Çünkü ölümün dışında her şeye yetişir kurtarır korur sahip çıkar onarabilir insan.
Ama bunu insan olup istemesini bilmek zorunda -bu kudreti tanımak o kadar da zor değil,mecburunda!
Ben bu farkı tanıyorum ve onun her zaman bizimle olması gerektiğine inanıyorum ,yani olması gerektiği gibi.
Birçok yolu var bunun biliyorum;
İster mor,
İster turuncu,
İster sarı,
Dilersen mavi -
Belki de yeşil.
Birçok yolu var bunun biliyorum,
Siyahı seçmek zorunda değiliz;
Bu yıkıntıda kalmak zorunda-kalıp yok olmak zorunda değiliz.
Herkes her şeyin kendine göre normal olduğunu iddia ediyor...
Ben bunu kabul etmiyorum,bu çirkinliği bu düzensizliği kabul etmiyorum;
Biliyorum ki ölü bir bedenle hiçkimseye hiçbir şeyi anlatamam.
Buradayım ve anlatıyorum kanlı canlı, yok sayamazsınız bu gerçeği-
Çünkü bu gerçek bu yaşamsallık bu ölümlülük bi bana ait değil.
Kendime inandığım kadar hatırlatıyorum bu kadar düşmek zorunda olmadığımızı.
Birçok yolu var bunun biliyorum;
İster mor,
İster turuncu,
İster sarı,
Dilersen mavi-
Belki de yeşil.
Birçok yolu var bunun biliyorum,
Siyahı seçmek zorunda değiliz;
Bu yıkıntıda kalmak zorunda-kalıp yok olmak zorunda değiliz.

Meral Meri /Salyangozdaki Yosunlar /Düşüş

11.03.18.İst.

14 Şubat 2017 Salı

Meral Meri/Deniz Fenerine Yolculuk/Kaybolurken Biraz Şarkı Söyle

 ...
Bazen o kadar güçsüz oluyorum ki keşke gönlüme ait bir dayanağım olsaydı diyorum, keşke.
Kendim için ilk kez güçsüzlük çekiyorum ,ama aşk için engel tanımazmış meğer kalbim, bunu da öğrendim.
Bu hissin verdiği ışığı tanıyorum.
Yabancı değilsin bu yüzden bana. Seni tanıyorum.
Şimdi kaybolurken biraz şarkı söyle lütfen bana...

Meral Meri/Deniz Fenerine Yolculuk/Kaybolurken Biraz Şarkı Söyle

Photograph Margaret Durow

14.02.17.İstanbul 

22 Kasım 2016 Salı

Meral Meri/Eski Yel Değirmeninden Notlar/İzlemekten Çekinme

'Gösterime giren bir filmdir hayatınız; önce her şey bir parçayla başlar,sonra izlersiniz,sonra işitir,sonra eleştirirsiniz.
Ama öncesinde kendinizi izlemelisiniz; çünkü her şey sizle başlar ve sizle sona erer.'

Meral Meri/Eski Yel Değirmeninden Notlar/İzlemekten Çekinme

1 Kasım 2016 Salı

Böyle Sevme Kimseyi-Kemal Hamamcıoğlu-Gonca Vuslateri

Çamurlu pencere kendi kendini yıkıyor.
Çiçekler kendi kendine çürüyor demir balkonda. İçerden yetişemiyorum dışarı.
Yukarıdaki külüyle sardunyaları yakıyor yaz kış.
Yetişemiyorum hiç yukarı...
...
Alıştığın sesleri kısalırken meşgule alma. Kısa kesme. Bir kez olsun, çok özledim de.
...
Böyle Sevme Kimseyi-Kemal Hamamcıoğlu

14 Şubat 2016 Pazar

Meral Meri/ Hayata Tutunamayan Harfler

İnsanlar susarak yaralı kalmayı tercih ederler ;konuşsalar öleceklerini bilirler,ve bu ölümler bedensel de değildir.
Bu yüzden onlarca bilinen değildir onlar;çaresizlik de değildir, onlarca susuştur sadece,
Binlerce değillerdir bilinen; bir kör-sağır-adaletsiz kalış hesabı neyse onlarcanın derdi de odur susulan,binlercenin ezip geçtiği sessiz o çığlıklar!
Meral Meri/ Hayata Tutunamayan Harfler